23 Nisan 2017 Pazar


Buraya yazdım sildim, yazdım sildim. Hiçbir cümle kendimden ne kadar usandığımı ve bu yaşama son vermek istediğimi açıklayamadı. Tüm umutların tükendiği nokta burası mı yoksa?

17 Şubat 2017 Cuma

Affetmek


  
 Evet, her zaman iyi olmak zorundaydım. Ailemin bana küçüklüğümden beri söylediği şey buydu. Gürültü yapmamalı, uyumlu olmalı ve sınırımı aşmamalıydım. İnsanlara rahatsızlık vermemem lazımdı. Onlar kendilerince terbiyeli ve iyi bir çocuk yetiştirdiklerini sanırken aslında beni içten içe ezdiklerinin farkında değillerdi. Diğer çocuklar gürültü yaparken ben gergin bir şekilde köşede oturur beklerdim çünkü en sonunda annem gelip bana kızardı. ‘’Benim bir suçum yok!’’ demedim hiçbir zaman çünkü ailelere karşı gelinmezdi. Okul hayatım boyunca sınıf ne zaman gürültü yapsa ben put gibi sıramda oturur gergin bir şekilde beklerdim, sanki her şeyin sorumlusu benmiş gibi. Asla kuralların dışına çıkmadım, hayatımda yaptığım bir çılgınlık olmadı. Güzel anılar biriktirmek isterdim, hakkımı savunabilmek isterdim, ne yaparsam yapayım beni yargılayamayacak bir aile isterdim. Ön planda olmak isterdim aslında, ilgi görmek isterdim ve en önemlisi de sevilmek isterdim.
 Yıllar yılları kovaladı. İnsanlar tarafından ezilmem, şiddet görmem, taciz edilmem… Hiçbirinde bir kez olsun ses çıkaramadım. İyi olmak zorundaydım çünkü, ses çıkarmamalıydım hiçbir şeye. Düşünüyorum da delicesine sevdiğim o kadar şey varken onu kim isterse istesin hiç düşünmeden verirdim. 
 Beslediğim üç yavru köpek vardı, annem hayvanları sevmediği için bende sevmediğimi düşünürdüm. İçten içe özenirdim aslında sokak hayvanlarını seven insanlara, ben ne zaman sevmeye çalışsam annem bağırırdı bana çünkü. Yaz tatilinde köyde kaldığımız için kuzenlerim ve ablamla üç tane yavru köpek bulmuştuk. Onlarla oynar dururduk, daha doğrusu onlar oynar ben izlerdim. Üç silahşorların isimlerini vermiştim köpeklere, şu an hangisi kimdi hatırlamıyorum. Bir tanesi o kadar güzeldi ki kuzenlerim ve ablam hep ona ilgi gösterirdi. Diğer ikisi bunu fark etmesin diye hep onlarla ilgilenirdim. Onlar da kendimi görürdüm çünkü. Kuzenlerim ve ablam gittikleri an diğer köpekle oynardım. Üçüne de aynı sevgi ve alakayı göstermeye çalıştım. Geceleri ertesi gün onlarla olacağımı düşündükçe heyecandan uyuyamazdım. Bir gün yine heyecanla köpeklerin yanına ilk ben varmışken diğerlerinin gelmesiyle geriye çekildim. Eğer diğerleri o köpekle oynamak istiyorlarsa vazgeçmeliydim çünkü. Çoğu insana basit ve saçma gelecek ama… O köpek beni görünce diğerlerinin yanından geçti ve benim yanıma geldi. Yıllar geçse de bana bakışları ve kuyruğunu sallayışı aklımdan çıkmıyor. İşte dostlar, hayatımda sevildiğimi hissettiğim ilk an buydu. Köpeğin başını okşarken ‘’Neden ben?’’ diye düşündüm. Neden benim gibi bir insanın yanına geliyorsun, diğerleri varken? O gece çok ağladım. Kalbimde bir şeylerin ezildiğini hissettim. Kuzenlerim ve ablam o köpekleri unutmuştur ama onları mecburen bırakmak zorunda kalmam kalbimde hiçbir zaman geçmeyecek bir iz bıraktı.
 Kaldığım yerden devam edersem, böyle geçti işte. Yıllar beni paramparça etti. Kendimden delicesine nefret etmem, kendime uyguladığım fiziksel ve ruhsal şiddet, hapsolduğum yalnızlık, kaybettiğim değerli şeylerin omuzlarıma bindirdiği özlem ve mücadele etmememin verdiği pişmanlık. Bunlarla uzun seneler yaşadım. Ve sanki onların hiç suçu yokmuş gibi ‘’Sen neden böylesin?’’ diye bana kızan ailem.
 Hayatımın bir döneminde kendimi insanlara kabul ettirmek için ‘’soytarı’’lık yaptığım bile oldu. İnsanları güldürürsem beni severler diye düşünmüştüm. İnsanların beni sevmediğini aksine dalga geçtiklerini görünce vazgeçtim. İnsanların her dediğini yaparsam ve düşüncelerine katılırsam iyi olur diye düşündüm. Bu sefer de her düşünceye katıldığım için ‘’iki yüzlü’’ oldum. İnsanlardan uzak durmaya karar verdim. ‘’Soğuk’’ ve ‘’duygusuz’’ oldum. Her şeyi kendi içimde yaşadım ve kimseyle hiçbir şey paylaşmadım. Artık buluşmalara davet edilmelerim kesildi. Ev arkadaşımsa çekti gitti. Artık insanlığımı kaybetmiş ve bir robota dönüşmüştüm. Çok yalnızdım ve artık böyle devam etmek istemiyordum. Kendimi soktuğum çukurdan çıkmak istiyordum artık.
 Ve dostlar, bugün yirmi bir yaşına bastım. Çok fazla mücadele ettim, çok fazla acı çektim. Yazdım, çizdim, okudum, düşündüm. Sonunda kaybettiğim tüm parçalarımı topladım. Kendime saygı ve sevgi duymayı öğrendim. Ne zaman içimdeki ezikliği hissetsem kendime destek olmayı öğrendim. İyi olmak zorunda değilim. İnsanlara boyun eğmek zorunda değilim. Herkes kadar saygı ve sevgi hak ediyorum. Hayallerim ve düşüncelerim aptalca değil, hiçbir zaman değillerdi. Bundan sonraysa kendi yolumda ilerleyeceğim. Hayallerimi ve hırsımı geri kazanacağım. Sevdiklerim için mücadele vereceğim. Hala uzun bir yolum var biliyorum ama artık kendi yansımasını ne zaman görse küfür etmek yerine gülümseyen birisi var. Kendisine yeni yaralar açmak yerine onları kapatmaya çalışan birisi var artık.  
 Bana haksızlık yapan insanları düşünmek istemiyorum artık. Aileme gelince, bana yaptıklarının farkında olmadıklarını biliyorum. Annem sevmediği birisiyle zorla evlendirildi ve yuvasından koparıldı. Babam ailesi tarafından hiç sevgi görmedi ve doğrusunun bu olduğunu düşündüğü için bize hiç sevgi vermedi. Ablamsa, sonuçta o da aynı anne babayla büyüdü. Farkında değillerdi, belki bende farkında olmazdım bu kadar derin düşünmeseydim. Belki onlarda düşünselerdi, annem de ailesinin ona yaptığı gibi beni yuvamdan zorla koparmazdı, babamsa içindeki sevgisizliğin verdiği boşluğu fark etseydi bizi severdi belki. Ablamsa bana sürekli hakaret edip ezmek yerine destek olurdu. Ya da belki olmazlardı. Her hâlükârda içimde sevgi kalmadı onlara karşı ama affettim hepsini. İçimdeki nefret söndü.
 Yalnız olmak istemiyorum artık. Yuvam dediğim bir yere sahip olmak istiyorum. Gerginlik ve kavganın olmadığı akşamlar istiyorum. Yemek yerken lokmalarım boğazıma dizilmeden huzur içinde yemek yemek istiyorum. Bu istediğim bir lüks belki ama sahip olamasam bile artık kendimi sevdiğim için yalnızlık o kadar ızdırap haline gelmiyor. Hayat beni nasıl bir noktaya getirirse getirsin bir şekilde çözümünü bulurum gibi hissediyorum.

16 Ocak 2017 Pazartesi

 Yaklaşık bir sene önce yine ilk dönem bitmişken yalnızlıktan bunalıp bloğumda almışım soluğu. Tekrar aynı durumda olmam hakkında ne hissetsem bilemiyorum. Yine boş bir yurt ve yine karanlıkta oturup iki kelimeyi bir araya getirmeye çalışan Merdiven Çocuk. Artık kendime nasıl bir yol çizmem gerektiğini bilmiyorum. Tüm kelimelerim tükendi ve deneyecek başka bir yol bulamıyorum. Bomboşum. Belki de bununla lanetlendim. Belki de artık kendimden bir şey beklememeliyim. Hiçbir tutkusu ve yeteneği olmayan, bu dünyadan hiçbir iz bırakmadan gidecek olan bir insan evladıyım işte. En çokta kendimi nerede kaybettim onu merak ediyorum. Hayır, ''kendini kaybetmek'' olmadı belki de. Ben asla kendimi bulamadım ki.